Sanırım bu defa biraz kısa oldu

neyse devam
2- BÖLÜM / Soğuk Karşılaşma
Karanlık ,güneşi tamamen sarmış ve gökyüzünü ayın himayesine bırakmıştı.Gece olunca her şeyin rengi aynıydı.İroshi,soğuk kayaların kıyısına oturmuş,karnının içine çektiği sağ bacağına tek kolunu yaslamıştı.Denizin üzerinde süzülen yakamoz ,ayın gölgesini dalgalandırıyordu.Hala düşünmekteydi o hissi.Gözünü bir anlığına denizden kaçırıp,cebindeki not defterine sarıldı.Sayfalar arasında hızlıca gezindi,daha önce yazdığı notlara bakınıyordu.Sahiden, ilk defa net bir surat görmüştü.O bebeğin suratı… Sıradan bir bebekti işte,tüm bebekler uyurken aynı görünür.Ama onun yüzünde boşlukta süzülen bir tüyü andıran,uçucu bir gülümseme vardı. O an,orada karanlık olmayan tek renk o gülücükteydi. Not defteri tutan elini bacağının üzerine bıraktı.Kafasını gökyüzüne kaldırdı.Şu rüyaları not almayı ne zamandan beri sürdürüyordu? Düşündü,ama üstünde durmadı
.” Bu gece ne çok yıldız var.Gözümü alıyorlar.Ama sanırım yıldızları sevmiyorum.Yo sevmiyor değilim ama sevdiğim de söylenemez.Ne saçmalıyorum yine? Aaahh! “Saçlarını hızlıca karıştırdı her zaman ki gibi.Arkaya yatırmış olduğu kafasını aniden öne doğru eğdi.Memnuniyetsiz bakışları ilginç bir şeyler ararcasına etrafı şöyle bir süzdü bu karanlık kayalıkta kendisinden başka kimsenin olmadığını bile bile.Şehrin yerleşim yerinden uzakta kalan,kent çöplüğünün hemen yanında yer alan bu yere pek gelen olmazdı.Serseriler,genelde köprü altındaki kıyıya konuşlanırlardı,ne şans! Ama aniden, dikkatsiz bakışları bir silüete takıldı.Duruşunu biraz daha gerginleştirerek tam çaprazındaki yükseltide,biraz uzağında oturan formun insan olup olmadığını onaylamak için dikkat kesildi. Siyah bir gölge gibi giyinmiş narin vücudun,ayaklarına ağırlık vererek aldığı çömeliş pozisyonu,İroshi’nin ilgisini cezbetmişti.Rüzgarda dalgalanan oldukça uzun gri saçlar,siyah gölge üzerinde parlayan tek şeydi.İroshi’nin gözü takılıp kaldı bu görüntüye.Dikkatle bakınca,karşısında duranın siyahlar içinde bir kadın olduğu anlaşılıyordu.Fakat bu saatte,böyle bir yerde bir kadının ne işi olabilirdi,anlamadı.
*Neden olmasın?* diye düşündü sonra,ne tuhaf insanlarla doluydu bu şehir,bu sabah ufak tefek kızın biri etrafa İngiliz anahtarı fırlatıp,koca caddeyi birbirine katmıştı.Sonra , direğin yanında gördüğü ,kendi kendine konuşan o adam..Kafasındaki düşünceleri dağıttı,gözü hala kadına takılmış durumdaydı.Karanlığa alışkın gözleri,aynı görüntüye bir süre dikkatle bakınca,şekiller aynadaki bir yansıma kadar netleşiyordu göz bebeğinde.Ayın önündeki bulutlar kalktığında, gözlerinin önündeki form tamamen belirgin bir hal aldı. Rüzgarda uçuşan gri saçların ardında görülen sabit bakışlarda ki yakamoz öyle net görünüyordu ki,İroshi bir anlığına nefesini kaybettiğini sandı.Esen ani rüzgarla sarsılmasıyla irkilen genç adam, kendini toplamak için kollarıyla yerden destek aldı ve ayağa kalktı.Ancak az önce tüm gerçekliğiyle karşısında olduğuna emin olduğu form çoktan gitmişti. Bir süre daha o tepeden gözlerini ayırmadı.Hayal kırıklığı mı, yoksa bu ani yok oluşun verdiği şaşkınlıktan mıdır bilinmez,içine tarifsiz bir his doldu. Birden gözlerini açtı,evet,bu o histi. Sabahtan bu yana tekrar hissedebilmek için deli olduğu o his! Az önce gördüğü yeni rüyanın gözlerindeki yakamozun yalnızlığı,tam da dün gece rüyasında ki karanlık ormandayken hissettiği o hissin aynısını taşıyordu. Rahatlamış gülümsemesiyle elini cebine attı ve evinin yolunu sürdü.
Köprünün üstünden geçerken git gide insan kalabalığının içine doğru yürüdüğü gerçeğinin verdiği memnuniyetsizlikle kafasını denize çevirdi.Geceyi ve sessiz rüzgarı seviyordu.Bu gün ne sakin bitmişti.Ektiği arkadaşları arayıp ulaşamadıklarında,kendisine iyi bir ceza bulmuşlardır diye düşündü. Sahi,hafta sonu bir basketbol karşılaşmaları vardı,iki gündür eline top almamıştı.Derince nefes alıp verdi,sıkıntılı bir iş olacaktı.Biraz ileride konuşlanmış olan hayat kadınlarına av olmak gibi birniyeti yoktu tabi,dalgın tavrından sıyrılıp hızlıca köprünün diğer tarafına yöneldi. Caddelerdeki yoğun ışığın içine çoktan karıştığını ve gözünü rahatsız ettiğini fark etti. Ara sokaklar pek tekin olmasa da daha huzurlu sayılırdı,ilk sapaktan döndü. Kediler tarafından etrafa saçılmış olan çöp kokusu,nereden geldiği belli olmayan miyavlama sesleri ve patlamış lambaları olan bu karanlık yol köprüden sonraki ilk rotasıydı.Direğin dibinde kalakalmış genç kedinin durumu pek iyi görünmüyordu.Biraz hırpalanmış ve koşmuş gibi bir hali vardı,biraz da ıslaktı. Yavaşça kediye doğru eğildi,kedi kaçmıyordu –daha doğrusu öyle korkmuş ve yorulmuştu ki kaçamıyordu- Ceplerini şöyle bir karıştırdı,biraz yiyecek bulsa güzel olurdu ama onun yerine örgü beresini buldu.
“ Üzgünüm,bir tek bu var.Seni evime almak isterdim ama kedi tüyü yüzünden ölmek istemiyorum,elimde değil fena kaşındırıyor beni.Bu berenin içinde biraz ısınabilirsin.Neredeyse yetişkin olmuşsun,sana güveniyorum” Ayağa kalkıp yoluna devam etti.
Evinin olduğu sokağa yaklaşırken ,gördüğü rüyayı kafasında toparlamaya çalışıyordu.Yazacaklarını düşünürken,sokağın başında biraz durakladı.Sokak lambasının titreyen ışında sarhoşça uçan kelebeklerin büyük gölgeleri,karmaşık saçlarına dolanıp saklanan rüzgarın verdiği his,cırcır böceklerinin ve birazdan evde üzerine hücum edecek sivri sineklerin tiz sesleri…Ne çok şey vardı kağıda dökülecek.Yolunun üzerinde duran her şey onu çağırıyordu.Başını gökyüzüne kaldırdı,tam tepesinde duran yarım aya baktı.Sahiplendiği güneş ışığını sakince etrafa saçıyor gibiydi.Bir kaç adım attıktan sonra,bahçenin gıcırdayan kapısına ulaştı.Bahçenin taş yolunda yürürken bir yandan ceplerini karıştırarak anahtarlarını arıyordu.Ceketinin iç cebine koyduğuna emindi.Eğer kaybederse bu gece de yatağında uyuyamayacağı kesindi çünkü bu zaten yedek olanıydı,başka anahtarı yoktu.Birden aklına direk dibinde gördüğü kedi geldi.Bereyi çıkartırken anahtarı orada düşürttüğüne emindi.Keyifsizce dudağını bükerek geri döndü.
Bir yandan yürüyor,bir yandan gözleriyle geçtiği yolları süzüyordu.En sonunda bereyi ve kediyi bulmuştu,ama anahtar ne kadar aradıysa da yoktu.Zaten düşme sesi falan da duymamıştı. İç çekip kaderine razı oldu.Gözünün ucuyla,bıraktığı yerde bekleyen kediye şöyle bir baktı
“ Sen ve ben,aynı durumdayız ha? Belki,en azından sana bir iyilik yapmalıyım.” Kendi haline hafif bir gülücük attı ve bereyle birlikte kediyi kucakladı,evin bahçesine gidince bir çıkar yolu düşünürdü.Yoksa bugün ektiği Sakesa’nın kapısını çalmak zorunda kalacaktı.O an ki yüz ifadesini görmektense bahçede yatmayı tercih ederdi doğrusu. Evinin sakin sokağına doğru yürürken ,esen delici rüzgarla birlikte içine ince bir ürperti doldu.Sağa sola bakındı,garip hissin nedenini araştırdı gözleri.Yanındaki sokağın diğer ucunda duran karanlık gölgeyi görmesiyle birlikte elindeki kediyi yere bırakması bir oldu.Bereyle birlikte yere çakılan kedi neye uğradığını şaşırıp bağırarak çöp tenekelerinin arasında kayboldu.İroshi hızlı adımlarla gördüğü bu gölgeye ulaşmaya çalışıyordu,ama sanki her adımda daha da uzaklara itiliyor gibiydi. Kayalıkların orada gördüğü kişi gerçek miydi, bir ulaşabilseydi karşısındaki forma, anlayacaktı. Rüzgarla birlikte savrulan uzun saçlar, şüphesiz ki bu hareketsiz gölgeye aitti. Bilinçsizce elini gölgenin omzuna dokundurdu,o an hissettiği tüm o gariplik kaybolmuştu.Omzuna dokunduğu bu kişi,sabah gördüğü garip adamdı.İroshi’nin şaşkın bakışlarına karşın,bu yabancı sabahki koca gülümsemesiyle selam verdi
“ Yo-ho!” İroshi,elini hemen geri çekti,neye uğradığını şaşırmıştı,biraz da bu adamın yüzünü gördüğü için içini büyük bir hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik sarmıştı
.*Ne rahatsız edici bir adam* diye düşündü içinden.Hemen bakışlarını başka bir yöne çevirerek
“ A…afedersiniz,birine benzettim” dedi tedirgince.Hemen oradan uzaklaşmak istiyordu. Karşısındaki genç adam,rüzgarda uçuşan uzun ipeksi saçlarını kulağının arkasına attı,hareketleri çok seri ve ahenk içindeydi. Gülümsemesinin altındaki bakışlarını biraz daha ciddileştirerek cevap verdi
“ Iııı…sorun değil.Seni hatırladım,bu sabah karşılaşmıştık. Kikicik tarafından atılan anahtarın kurbanı oluyordun az daha, onun adına ben özür dileyeyim” İroshi, adamın yüzüne bakmadan başını sağa sola hafifçe salladı
“ Aaa..sorun değil,dikkatsizce bir hareketti o kadar” Adam bunu duyduğuna sevinmiş gibi,aslında hiç de umursamadığını belli eden o rahat gülüşüyle,dişlerini biraz daha göstererek
“ Ne güzel ne güzel, benim adım Taika Ryhoto, memnun oldum “ İçinden hiç de memnun olmadığını geçirerek zoraki bir şekilde karşılık verdi İroshi
“ Ben de İroshi Sou,artık müsadenizle-“ “ ..ohoo! Bence de bugün hava muhteşem,aaahh~ rüzgarlı gecelere bayılıyorum” sözünün geçiştirilerek kesilmesi İroshi için son damlaydı,hiç tanımadığı bu adama kalbinin derinliklerinden gıcık olmuştu.Ayrıca neden saçları bu kadar uzundu,neden sokağın ortasında öylece durmuş bekliyordu? Hayallerini yıktığı yetmiyormuş gibi bir de yapışıp kalmıştı.Tek kaşını kaldırarak,sabırla tekrarladı
“ Müsadenizle Bay Ryhoto, yapmam gerekenler masamın üzerinde beni bekliyor,size iyi ve bol rüzgarlı geceler dilerim” Alacağı karşılığı beklemeden İroshi, hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Hızlıca gözden kaybolan genç adamın arkasından bakan diğer kişi gülümsedi.
“İroshi Sou,ben de…memnun oldum” ellerini uzun siyah ceketinin cebine attı,hafifçe başını yana çevirerek
“ Bana oldukça sıradanmış gibi göründü,fark ettiğine emin misin,Rui?” duvarın üzerinden atlayarak,hafifçe yere konan kadın ,kollarını birbirine bağlayıp sırtını duvara yasladı,ciddi ses tonuyla
“ Aaa,öyle sanıyorum” dedi.Genç adam bir kez daha saçlarını kulağının arkasına atıp,karanlık sokakta yürüyerek gözden kayboldu…
[u] Bölüm Sonu
-Erimiş yalnızlık,kalbi tutan bi mühürdür- Taika Ryhoto[/u]